(Source: birmuzik, via birmuzik)

"Seni her düşünmemde benzersiz bir yurt özlemi,
Bana düşen gelişini aralıksız beklemek,
Beklerken bakışında eriyip gitmek yavaşça,
Beklerken sonsuz bir ormanı yürümek saçlarında,
Benim tutkum, ölümüm, serüvenim bu işte."

Afşar Timuçin

"Olaylar nasıl gelişirse öyle yaşıyoruz, önceden uyarılmaksızın, rolünü ezberlemeden sahneye çıkan bir tiyatro oyuncusu gibi. Yaşam öncesi ilk prova yaşamın ta kendisiyse, ne değeri olabilir yaşamanın?"

Milan Kundera

"Rengini dünyaya ilk defa sunan
Adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim
Sevgilim
Bana ‘sen bir şairsin’ dediğin zaman."

Edip Cansever

"Ben ellerimle uzanırım güneşe,
Ellerimle aydınlanır gecelerim.
Özlerim, isterim, çırpınırım,
Sevince ellerimle ağlarım.
Ben ellerimle dokunurum ateşe,
Ellerim benim acılarım.
Bir sıcak duyguya sığarım,
Ellerime doğar rüyalarım…"

İlhan Berk

"Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden.
Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.
Aşk diyorsunuz, limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!"

Didem Madak

"Yanımda bir canlının yatmasını neden bu kadar istediğimi şimdi daha iyi duyuyorum. Yaşamaya belki de her şeyin bittiği bir yerde başladım. Ya da kendi yaşamıma inanmıyorum. Kendi varoluşum yetmiyor bana. Yanımdaki bir tene değip, yürek atışlarını duyabildiğimde, yaşamın gücünü algılıyorum."

Tezer Özlü

"Başarının sırrını bilmiyorum fakat başarısızlığın yolu herkesi memnun etmeye çalışmaktan geçer."

Bill Cosby

"Çocuk olsam yeniden…
Bir tek düştüğüm için acısa içim,
Ve kalbim; çok koştuğum için çarpsa sadece…"

Cemal Süreya

"Zirvelerde kartallar da bulunur, yılanlar da. Ancak birisi oraya süzülerek, diğeri ise sürünerek gelmiştir."

Cenap Şahabettin

"Üzüntü kendi kendini giderir, ama mutluluğun tam zevkini çıkarmak için onu paylaşacağınız birinin olması gerekir."

Mark Twain

"Görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki, bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişmeyeceğinden korkuyorum."

Peyami Safa

kedidirokedi:

 ” Her sevginin başlangıcı ve süreci, o sevginin bitişinin getireceği boşluk ve yalnızlık ile dolu. Belirsizlikler arasında belirlemeye çalıştığımız yaşam gibi. Sevgi isteği, kendi kendine yaşamı kanıtlama isteği kadar büyük. Belki kendilerine yaşamı kanıtlamaya gerek duymayan insanlar, sevgileri de derinliğine duymadan, acıya dönüştürmeden yaşayıp gidiyorlar. Ya da sevgiyi sevgi, beraberliği beraberlik, ayrılığı ayrılık, yaşamı yaşam, ölümü ölüm olarak yaşıyorlar. Oysa yaşam ölümle, ölüm yaşamla tanımlı. Ama sen. Senin için her beraberlik ayrılış, her ayrılış beraberlik, sevgi sevgisizlik, duyum duyumsuzluğun başldadığı an. Birisinin teniyle yanyana olmak, kendi varoluşumu unutmak mı. Ya da daha derin algılamak mı. Kendi varoluşum. Her varoluş kendisiyle birlikte ölümü getirmiyor mu.”

Yaşamın Ucuna Yolculuk

" Pazar günleri… Şimdilerde… Sokak aralarından geçerken… gözüme pijamalı aile babaları ilişirse, kışın, yağmurlu gri günlerde tüten soba bacalarına ilişirse gözlerim… evlerin pencere camları buharlaşmışsa… odaların içine asılmış çamaşır görürsem… bulutlar ıslak kiremitlere yakınsa, yağmur çiseliyorsa, radyolardan naklen futbol maçları yayımlanıyorsa, tartışan insanların sesleri sokaklara dek yansıyorsa, gitmek, gitmek, gitmek, gitmek, gitmek………. isterim hep. “

Çocukluğun Soğuk Geceleri

" Bir süre sonra kent yaşamı başlayacak. Tüm iş yerleri çalışacak insanlarla dolacak. Sürekli çalışan fabrikalarda işçiler vardiya değiştirecek. İstasyonlarda trenler duracak. Trenler kalkacak. Gökyüzünde uçan uçaklar dünyanın belirli havalimanlarına doğru göklerde yol alacak. Gemilere, arabalar eşyalar yüklenecek. İstasyonlara yorgun yolcular inecek. Uykusuz gece geçirenler yorgun kalkacak. Uzun uyuyanlar da yorgun kalkacak. Kimi mutlu, kimi acılı, kimi sevgi ile geçirdiği gecenin aşkı ile uyanacak.Kimi öfke ile. Kimi kendine güne nasıl başlayacağını soracak. Kimi bir intiharı düşünecek.Kimi özlem duyduğu bir kenti. Özlem duyduğu bir insanı. Kimi bugün beklenmedik bir ölümle ölecek. Kimi yalnız dağlar ve tarlalarla tanıdığı dünyasına bakacak.Kimi tanrısına yakaracak. Kimi bir silahla birisini öldürecek. Kimi birilerini öldürmek için bir yerlere bomba atacak. Pankart asacak. Kimi ölümle yargılanacak. Kimi barış konferanslarına katılmak için uzak bir yolculuğa çıkacak. Bütün ülkelerin ordularının askerleri insan öldürme talimi yapacak.Kimi ülkede bir darbe olacak. Gazeteler basılmıştır.Radyolar sabah programlarına çoktan başlamıştır. Akdeniz’de balıkçılar balık ağlarını çoktan sulardan çekmiştir. Akdeniz’de kadınlar kapılarının önünü çoktan süpürüp sulamıştır. Kamyonlar, arabalar yollardadır. Buzhanelerde bugün gömülmeyi bekleyen cesetler vardır.

Sonsuz dünyanın, sonsuz yazlarından bir sabah. “

Eski Bahçe - Eski Sevgi

"Sen güneşle soluklanıyorsun, ben ayla,
Ama düştüğümüz aynı sevda."

Anna Ahmatova

lavitagloria:

Göz çukurlarında birikmiş yaşları vardı adamın, yaş yerine ise çizgiler dolmuştu her bir kuytusunda vücudunun, ellerinde bile.

Ellerinde dolaşmayı seviyor kadın, çizgilerine nehir olmayı, akmayı ay tutulmalarında bile.Yüzünde dolaşan elleri vardı adamın. Bir an bile iç çekişmeleri olmayan diyarlardan gelmiş gibi sabah kalktıklarında olağan gürültüleri duymayacak kadar kördüler.

Ve zamansız zamanların birinde ışık yanıverdi.

" Sonrası iyilik, güzellik." 

(via lavitagloria-deactivated2014021)